Testis kanseri erkek yumurtalik kanseri - Kanser - saglik,arsiv,estetik,güzellik,makyaj,moda,güzeller,sex,cinsellik,mankenler,bebek,çocuk bakımı,hamilelik,hastaneler,hastalıklar,ergenlik,sivilce,lohusa,kızlık zarı,sperm,doktor,cocuk bakımı,annelik,kalpde ritim bozukluğu,böbrek üstü,böbrek taşı,taş düşürme,böbrek iltihabı,kalp hastalıklardan korunma,tıkanan kalp damarlarını nasıl açılır,böbrek iflası,kalp hastalığına doğal çözüm,kalp ile ilgili bilgiler,kalp ameliyatı,kalp hastalığının bitkisel tedavisi varmı,kalp hastalıkları,kalp damar tıkanıkları,böbrek,yararlı yiyecekler,kalp krizi nasıl olur,kalp krizini nasıl önlenir,kalp çarpıntısı,böbrekte büyüme,kekemelik,kekemelik hastalığı neden kaynaklanır,böbrek hastalıkları,kekemeliğin bitkisel tedavisi,kekemelik nasıl tedavi edilir,tedavisi,gözün kornea tabakası, böbrek ağrısı,çocuklarda kekemelik,böbrek nakli,kekemelik hakkında bilgi, böbrek ameliyatı.- .::Sağlık Arşivi::.
 

Sitede Ara Webde Ara
K†1¤7ĕÂÂ
SoyaepilizlapÃÃâ
Vajinailtihab���
GÃ Æ’Ãâ
DudaklÃÆâ€
Tüm Arananlar
 
 
 
Kanser

Testis Kanseri Erkek Yumurtalik Kanseri

Testis tümörleri tedavisi mümkün olan ve yüksek oranda kür elde edilebilen genç ve orta yasli erkeklerde daha sik izlenen tümörlerdir. Seminom grubu testis tümörleri radyoterapiye çok duyarli olup orsiektomi ve isinlama ile tüm evreler için % 90 nin üstünde kür orani elde edilir. Non-seminom testis kanserlerinin tedavisinde efektif kemoterapi kombinasyonlarinin kullanilmaya baslanmasiyla kür orani % 40 lardan % 80 lere yükselmistir.

PATOLOJi
Testiküler malignitelerin çogunlugu (%95) germ hücreli tümörlerdir. Germinal hücreli tümnörler seminom ve non-seminom olmak üzre iki ana gruba ayrilirlar. Seminomlarin klasik, anaplastik ve spermositik sub gruplari vardir. Embryonel karsinom, koryokarsinom, yolk salk tümörü, teratomlar ise non-seminomatöz germ hücreli tümörlerin sub gruplaridir.

KLiNiK GiDiS
20-34 yaslari arasinda görülme sikliklari artar. Testiste agrili veya agrisiz sislik en sik izlenen semptomdur. Human koryonik gonodotropin (HCG) salgilayan tümörlerde jinekomasti izlenebilir.Paraortik tutulumda ilk bulgu bel agrisi olabilir.

ilk yayilimlari spermatik ven boyunca renal pedikül ve paraortik bölge lenfatiklerine dogru olur. Paraortik ve vena cava çevresindeki lenfatiklere . yayilim çogu kez retrograttir. Daha sonraki yayilim duktus torasikus yoluyla sol supraklavikuler bölgeye veya transdiyafragmatik lenfatiklere olur. Hematojen metastazlar ise direk vasküler invazyonla en çok akciger, karaciger, beyin, ve kemige olur. Seminomlar çogunlukla erken evrede teshis edilebilirken (% 65′i evre I ve % 25 i evre II) non-seminomlarda daha geç evrelerde tani koymak mümkün olabilir (% 45 i evre I, % 35 i evre II, ve % 25 i evre III)

TANI ve EVRELEME ÇALISMALARI
Tani histopatolojik olarak konulur. Testiste kitle varliginda degerlendirme için yüksek spermatik kord baglanmasi yoluyla yapilan radikal inguinal orsiektomi ilk tercihtir. Transskrotal biyopsi tümörün skrotuma ve lokal lenfatiklere yayilma riski dolayisiyla kullanilmamalidir. Transskrotal yaklasimlarin retrospektif olarak incelenmesi sonucunda yüksek inguinal orsiektomi ile kiyaslandiginda küçük ancak istatistiki olarak anlamli fark bulunmustur (transkrotal da nüks orani % 2.9 iken yüksek orsiektomide % 0.4)
Evreleme çalismasinda fizik muayene, akciger röntgeni, tam kan, rutin biyokimya (özellilke LDH), sedim gibi tetkikler mutlaka istenmelidir. Bipedal lenf anjiografi ve IVP bilgisayarli abdominopelvik tomografi tetkikinin yogun sekilde kullanilmasindan dolayi artik sik kullanilmamaktadir. AFP (alfa fetoprotein) ve BHCG gibi tümör belirteçleride mutlaka istenmelidir. Seminomlarda % 10 -15oraninda BHCG yükselebilir (Sinsidyotrofoblastik hücrelerden salinir). Ancak AFP yüksekligi izlenmez, eger izleniyorsa bunlar non-seminom tümör gibi tedavi edilmelidir.. Nonseminom tümörlerin yaklasik % 90 da BHCG ve AFP yükselir. BHCG nin yari ömrü bir gün iken AFP de bu süre bes güne ulasir.

Takipte akciger filmi, AFP, BHCG, LDH, abdominopelvik bilgisayarli tomogrofi istenmelidir. American Joint Comitee on Cancer (AJCC) nin TNM evrelemesi siklikla kullanilir. Bunun yani sira Royal Marsden evrelemesi de kullanilan diger bir sistemdir. Evre I kanser testise sinirlidir.Skrotum invazyonu evreyi degistirmez ancak inguinal lenf nodlarina siçrama riskini yükseltir. Epididim, tunika albuginea, spermatik kord tutulumu da evreyi arttirmaz, ancak retroperitoneal nod tutulumu ve nüks olasiligini arttirir. Evre II’de paraortik ve retroperitenoal lenf nodlari tutulmustur. Bes lenf nodundan fazla tutulum, 2 cm . den büyük lenf nodu varligi, ekstanodal yag dokusu invazyonu nüks ihtimalini arttirir. 5 cm den büyük lenf nodu (bulky hastalik) tutulumu kötü prognoza isaret eder. Evre III de ise hastalik artik retroperitoneal nodlari da asmistir.

TEDAVi

SEMiNOMLAR:
Erken evre seminomlarda (Evre I ve II) yüksek orsiektomiyi takip eden radyoterapi ile % 90 . nin üzerinde kür saglanir. Mikroskobik yayilim riski altindaki lenf nodu bölgeleri (homolateral iliak ve retroperitoneal) hokey sopasi seklinde bir alandan 25 Gy dozda isinlanir ve evre I de %98 oraninda kür saglanir. Bu hastalarda ayni taraf iliak lenf nodlarinin paraortik bölgeyle birlikte isinlamasinin sadece paraortik bölge isinlamasi ile karsilastirilmasinda üç yillik nüks oranlari sirasiyla % 96.0 ve %96.6 olarak bulunmustur. Sag kalimda benzer sekilde %100 ve %99.3 olarak bulunmustur. Bu yüzden sadece paraortik bölge isinlamasi risk grubunda olmayan hastalarda alternatif bir tedavi yaklasimidir. Cerrahi sonrasi isinlama yapilmaksizin sadece takip yapilan hastalarda nüks orani % 15 olarak bulunmustur. Bu hastalarda nüks radyoterapi ve kemoterapi ile tedavi edilebilmis, ve bes yillik sebebe bagli sag kalim % 99.5 olarak bildirilmistir. Bu yüzden düsük risk grubu hastalarda diger bir alternatifde radyoterapisiz takip olabilir. Evre II de gross hastalik bölgesine 10 Gy ek doz verilir. 5 yillik sag kalim % 90 civarindadir. Gerek duyularsa bu hastalarda mediasten ve sol supraklavikular bölgede isinlanabilir. Evre IIB de toplam doz gross hastalik bölgesinde 45 Gy e kadar çikabilir. Cisplatin içeren kombinasyon kemoterapileride tedaviye eklenebilir. Bu grup hastalarda bes yillik sag kalim % 60 civarindadir. Evre III-IV hastalikta ilk tedavi kemoterapi olmali ve residüel hastaliga radyoterapi yapilmalidir. En sik bleomysin, etoposid ve sisplatin kombinasyonlari kullanilir. EP, PVB, VIP rejimleri de diger kullanilan semalardir.Bu grup hastalarda ise bes yillik sag kalim % 60 in altindadir.

NON-SEMiNOMLAR
Effektif kemoterapi rejimlerinin gelismesiyle bu tümörlerin iylesmesinde hayli basari saglanmistir. Erken evrede eriskinlerde abdominal yoldan testisin çikarilmasi ve retroperitoneal lenf diseksiyonu uygulanan bir metoddur. (Bu metodun uygulandigi klinik olarak evre I olan % 27 hasta evre II ye yükselmistir) Ancak çocuklarda retroperitoneal lenf nodu diseksiyonunun morbidite (tam empotans veya retrograt ejekülasyon) disinda tedaviye bir katkisi yoktur. Kemoterapi nüks düsünüldügünde hemen uygulanmalidir. Diger bir alternatif de lenf nodu diseksiyonu uygulamadan yüksek inguinal orsiektomi yapilmasidir. Hastalar kisa . araliklarla dikkatli olarak takip edilmelidirler. % 90-95 civarinda kür elde edilebilir. ileri hastalikta ( bulky evre II, evre III ve IV de) kombinasyon kemoterapisi uygulanir (BEP, PVB, VIP). Kemoterapi orsiektomiyi takiben de uygulanabilir. Seçilmis vakalarda kemoterapi sonrasi residü hastaligi olanlarda residü kitlenin çikarilmasi da bir alternatifdir (Ancak sag kalim avantaji göstermez, fakat rasidüde malign hücrelerin varligi kemoterapiyi uzzattirabilir). Diger bir alternatif te mikroskobik hastaliga veya büyük lezyona radyoterapi uygulanmasidir (40-45 Gy). Klinik çalisama olarak otolog kemik iligi nakli ve yüksek doz kemoterapi uygulamalari devam etmekte olup, sonuçlari netlesmemistir. ileri hastalik grubunda kür orani % 60-80 arasinda degismektedir.

TEDAViYE BAGLI YAN ETKiLER
ERKEN DÖNEM
25 Gy dozunda uygulanan radyoterapide yogun yan etkiler gözlenmesi nadirdir. Bulanti, istahsizlik, diyare izlenebilir. Kemoterapiye bagli olarak erken dönemde bulanti kusma, halsizlik, nötropeni ve allopesi gözlenir.

GEÇ DÖNEM
25-35 Gy dozlarinda da geç etkiler sik izlenmez. Tedavi sirasinda böbregin aldigi doza dikkat edilmelidir. ikincil malignite olusmasi oldukça nadir olup en erken tedaviden 10 yil sonra gözlenebilir. Kemoterapiye bagli oligospermi, ikincil lösemi, renal fonksyon bozuklugu, isitme kaybi (sisplatin içeren rejimlerde), pulmoner toksik etkiler (bleomisin içeren rejimlerde) gözlenebilir.

Ekleyen: Saglik Sifali - 03.01.2012 - 202814 Okuma - 0 Yorum
« Önceki
Bu Yazıyı Facebook'ta paylaş
Sonraki »
Kanser
Antioksidan Destegi Kadi
Elma Kabugu Kanseri Enge
Kanser Riskini Mandalina
Kanser Tedavisinde Tamam
Kanser Ve Sismanlik
Kanserden Korunmak Elini
Kanserden Korunmaya Nele
Kanserin Ilaci Tütün
Kanserli Hücre Nasil Anl
Kanserli Hücreler Nasil
Kimya Uzmani Kanserli Hü
Sarapta Kanser Riski
Testis Kanseri Erkek Yum
Yutma Güçlügü Disfaji Ye
Aci Biber Kansere Karsi
Akciger Kanseri - Tedavi
Akciger Kanseri
Bas Ve Boyun Kanseri
Bira IÇenlerde Kanser Da
Kanser: Tedavi Prensiple
Tüm Kanser

 
 
Copyright © 2007 saglik.sevdamisali.net Her Hakkı Saklıdır. BuSrA & KaaN | Bilği Arşivi | Bize Ulaşın
Dostlarimiz: 
||||Gizlilik Politikası|||| Sağlık Bilgileri